Doğanyol Haber - Üst
Doğanyol Haber
     
Doğanyol Haber
Doğanyol Gazetesi

Arama


Gelişmiş Arama


doganyol haber- desteklediklerimiz
 
 
 
Ramazan BAYRAK

KAN...

22 Haziran 2010 00:16

  Bir zamanlar Sultanahmet'teki Osmanlı Arşivi'ne tarihe olan ilgim yüzünden gider gelir olmuştum. Osmanlı'nın son asır içindeki Keferdiz ile ilgili envanterlerini incelediğimde binlerce arşiv kaydı karşıma çıktı. Bu belgelerin tasnif edilip tercümesinin yapılması akademik emek ve maliyet gerektiren bir durum... Ancak bu belgelerin ana başlıklarını incelediğimde hayretler içinde kaldım desem yeridir; çünkü belgelerin çok büyük bir kısmı cinayet, kan davası, husumet ve toprak anlaşmazlığı  neticesinde oluşmuş mahkeme kayıtları! Öyle ki bazı resmi vesikalardaki tabirle "insan-ı katliam" çok olduğu için  nahiyeliğin lağvedilip Şiro civarındaki nüfusun azaltılması bile gündeme alınmış...

  Bunları yazma nedenim şu: Bir mevzunun geçmişini iyi bilmek geleceğini doğru görmeye yarar. Ta geçmişten günümüze kadar gelmiş bir alışkanlıktır KEFERDİZ'DE ADAM ÖLDÜRMEK! Ve neticede yükselen sessiz çığlıklar. Öfkeyle büyüyen intikam..kin ve nefretle beslenen kuşaklar..sönen ocaklar, dağılan yuvalar, kopan akrabalıklar..ve en önemlisi kurşunla noktalanan hayatlar, toprağa düşen canlar...

  Cinayetlerin sebebine baktığımızda bir çoğunda ya bir avuç toprak ya da bir kök ağaç meselesi gerekçe oluyor. Ama bunların hiçbiri asıl sebebi gizlemeye yetmiyor. Asıl sebep, İçlerden sökülüp atılamayan "BEN’lik”  duygusudur. Hayvani bir dürtü olan benlik(ene) insani vasıfları kazanmakla azalmakta, kaybetmekle de hızla artmaktadır.Artan enaniyet ve ego  insana kindarlık, nefretlik, yobazlık gibi olumsuz huyları zekr etmekte ve onu insancıl düşünmekten alıkoymaktadır.

   Ruhunu ve kişiliğini kin ve nefret bürümüş bir insanda kabul edilme, benimsenme ,önemsenme söz geçirme hayat memat meselesidir. Fikrini ifade etmekten ziyade gücünün ne denli şiddetli olduğuna ve karşısındaki insanın varlığının bile bir tehdit oluşturduğuna kendisini inandırır. Belindeki silaha sarılmak korkaklığın en açık halidir. Çürüyen ruh hali, insanı Şeytana uyduracak ve bastırılmış duygu dile gelecek; "BANA HAA!" diyecek ve intikamını, hıncını korkusunu öldürmekle çözeceğini sanacaktır! Psikiyatri uzmanlarının dediği gibi cinayet işleyen kişiler akıl hastası olmayıp aklını kullanmaya gerek görmeyen insanlardır.

  Cahiliye Devri'ndeki benliğe bir baktığımızda, çocuğu kız doğdu diye adam yerine konulmamaktan korkan cahiliye insanı o çocuğu diri diri toprağa gömmekten çekinmiyordu. Sevgi dini İslam ise birbirimizi sevmedikçe gerçek iman edemeyeceğimizi net olarak belirtiyor.

  Hz. Bediüzzaman’ın dediği gibi “müslümanın üç büyük düşmanı vardır: Birincisi cehalet, ikincisi zaruret(fakirlik), üçüncüsü ihtilaf(ayrılık)…Cehaleti eğitimle, fakirliği sabır ve çalışmakla, ihtilafı ittifakla yenmeliyiz.” Bu üç büyük düşman omuz omuza vermişken insanın insana düşmanlığı, büyük düşmanlara hizmet etmek değil de nedir? Bu üç büyük düşmanla mücadele ettiğimiz müddetçe buralar abad olacak yoksa viranelerden başka bir şey olmayacak sonunda!

Devir ne eski devir, zihniyet ne eski zihniyet…Kimsenin muhterem Doğanyol halkını töhmet altında bırakmaya hakkı yok.Zulmü alkışlayıp zalimi sevecek  insan yok. İstenilen seviyede olmasa da ilçe ve köylerimizde bir gelişim vardı. Yıllardır ilçemizde üzücü bir olay olmamasından Malatya kamuoyu hep takdirle bahsetmiştir. Doğanyol’dan adliye teşkilatının kaldırılma sebeplerinden biri de uzun zamandan beri adli vaka olmaması değil miydi?

  Taraflı tarafsız herkes elini vicdanına koyup böylesine münferit ve menfur olayın bir daha cereyan etmemesi için azami çaba sarf etmesi gerektiğini unutmamalı. Gözü kesenin kesene tahakküm etmesinin, farkında olmadan niyet okuyuculuğu yapmanın, böyle gelmiş böyle gider demenin, susulması gereken yerde konuşup konuşulması gereken yerde susmanın  nefislerdeki kin ve nefreti hortlatmaktan başka bir işe yaramadığını iyi algılamalı, tutum ve davranışlarımızla birbirimize örnek olmalıyız.

  Pırıl pırıl bir gençliği olan güzel Doğanyolumuza hep sahip çıkmalı ve sosyal sorumluluğumuzun gereği olarak Doğanyol sevdasını her zaman canlı tutmalıyız. Bu sorumluluktan kaçmak tasvip edilemeyecek hadiselerin meydana gelmesine göz yummaktır.

  Şu fani dünyada niyetimiz ve nihayetimiz hoş bir sada bırakmak ola…

 

Yazar Adi: Ramazan BAYRAK

  Yorum Sayisi : 3
Bu haber toplam 2335 defa okunmustur.

Yorum Yaz Yorum Yaz | Tavsiye Et Arkadasina Tavsiye Et | Yazdyrylabilir Sayfa  Sayfayi Yazdir | Yazdyrylabilir Sayfa  Yukari Çik

YORUMLAR (3) Adet


fatma tanık

doğanyaolun böyle bi ğecmişi oldugundan hiç haberim yoktu bende doğanyollugum ama arastırmak hiç aklıma gelmemişti sizi tebrik ederim cok güzel ama bazı olaylar yasanmıks cok üzücü o zamanların cahilliği diyelim gerci halen var o cahil insanlar köyümüzde ama yapacak bişey yokk ama herseye ragmen köyumu cokk sewiyorum (dedem anennem sizi cok özledim)

[ 17 Ağustos 2010 22:20 ]


fevzi bayram

sayın hocam arşiv çalışmalarınızda Keferdiz'i insan katliamı yapılan yer olduğu için nahiyelikten çıkarılmayı hatta nüfuz azalmasına gidilmesi düşünüldüğü kayıtlarda olduğu yazılı diyorsunuz. Çok üzüldüm atalarımızın dedelerimizin böyle bir vahşi yaşam vermeleri.Peki Hocam bu ilçede birtanede din adamı çıkmamaışmı can almanın kötü olduğunu anlatan bir hoca efendide yokmuymuş 400 senelik köyde bir din adamı çıkmamış çıksaydı böyle olmazdı Darende ilçesini izleyin bakın hoca efendiler ne güzel yapmışlar. bizimkiler sadece namaz kıldırmış imamlık yapmışlar ilim ve irfan getirmemişler.

[ 12 Ağustos 2010 20:56 ]


Şaban Öz

sevgili dostum eline ve fikrine sağlık güzel yazmışsın eyvallah. Söylediklerine de eyvallah. Sanırım hamasi nutukları bir tarafa bırakıp artık bir şeyi itiraf etmemiz; "kralın çıplak" olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.Hangimiz tatillerde akrabaların, dostların, baba toprağının hatırına bir iki gün hadi iyimser olalım bir iki haftanın dışında Doğanyol'da kalmak istiyoruz. Doğanyol sevgimiz "bir iki haftalık" ziyaretlerle sınırlı değil mi? "Nefes alanın" kaçtığı, imkanı olanın arkasına bile bakmayacağı "acı" bir gerçek değil mi? Fotograf bu! O halde sormamız gereken soru "Niye" olmalıdır. Sanırım bu niyenin cevabını en iyi bilenlerden birisin. Hangimiz, uzun saçımızdan, uzayan sakalımızdan, giydiğimiz gömleğimizden, beş yıllık okulumuzdan, kazanılmayan sınavdan dolayı "dedikoduya" malzeme olmadık ki? Hangimiz "kabuğunu beğenmemekle" itham edilmedik ki? Hangimiz farklılıklarımızla orada kendimize bir yer bulabildik ki? Hangimiz..hangimiz.. uzat uzatabildiğin kadar.. Ve en önemlisi hangimiz emekliliğimizde Doğanyol'a geri dönmeyi planlıyoruz? Yeryüzünde kendinden olanın bu kadar dışlandığı bir ikinci yer var mı? Peki o halde çözüm ne? Bir parça ironi ile "olanı olduğu gibi kabullenmek"; bir parça abartı ile; "ölmek" (yurdumun insanı, insanını öldükten sonra daha çok seviyor zira); bir parça realite ile; baba toprağından kopmamak...Baki selamlar

[ 22 Haziran 2010 11:15 ]

Diğer Tüm Yorumlar


Bu Yazarin Önceki Yazilari

Son Haberler



Kayısının Donması Engellenemez mi?
Fehmi SOLMAZ
Fehmi SOLMAZ
NEYİMİZ EKSİK?
Alaaddin OĞUZALP
Alaaddin OĞUZALP
MEMLEKETİM
Ramazan BAYRAK
Ramazan BAYRAK
Doğanyol Derneği Yol Kat Edemiyor
SAMET AY
SAMET AY
Çanakkale Ruhu
Mustafa CONGER
Mustafa CONGER
Doğanyol ve Köyleri
Ayhan CEYHAN
Ayhan CEYHAN
Yangınlar ve Korunma Yolları
İbrahim GÜL
İbrahim GÜL

Anket

12 Eylül Tarihinde Yapılacak Olan Referandumda Hangi Yönde Oy Kullanacaksınız ?





Tüm Anketler

Yazarlık Başvurusu
Günlük Gazete

Hürriyet Sabah Milliyet
Yeni ?afak Türkiye Zaman
Ak?am Gözcü Posta

Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Künye | Başvuru | Reklam | Yasal Uyarıyenilist|Alüminyum|
Doğanyol Haber Ajansı © 2007 Tüm Hakları Saklıdır.